Ara
BİR KİŞİYE BEDDUA EDİLMESİ HAKARET SUÇUNU OLUŞTURUR MU?
- Av. Arif Sadi Kışla
- 14 Ara 2017
- 3 dakikada okunur
Yukarıdaki sorunun cevabını vermeden önce Hakaret suçunu kısaca değinmekte fayda var.
Her bireyin onur, şeref ve haysiyetinin söz konusu olduğu gerçeğinin karşısında bu hususların korunmak istenmesi hukuk adına doğal olmakla birlikte Türk Ceza Kanunu m. 125 “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnaden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi” cezalandırılır şeklinde düzenlenmiştir.
Hakaret suçu, failin mağdura karşı somut bir fiil yada olgu isnat etmesi veya sövmesi suretiyle gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte isnat edilen somut fiil ya da olgunun kişinin onur, şeref ve saygınlığını kırıcı nitelikte olması gerekmektedir. Söylendiğinde objektif olarak onur, şeref ve saygınlığı rencide etmeyen fiil ya da olgu isnatları hakaret suçunu oluşturmaz.
Somut bir fiil ya da olgu isnadının objektif olarak küçük düşürücü olup olmadığının kriteri ise eylemin gerçekleştirildiği yerdeki örf, adet ve geleneklerdir. Bu durumda bir bölge için söylendiğinde küçük düşürücü olmayan bir söz bir başka bölgede hakaret kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle somut olaya göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte örf ve adete göre küçük düşürücü özelliği olmayan bir söze karşı mağdurun aşırı alınganlık göstermesi durumunda hakaret suçu oluşmayacaktır.
İş bu yazı kapsamında ele alacağımız asıl husus ve konu ise bir kişiye karşı gerçekleştirilen beddua eyleminin yukarıda anlatıldığı şekilde kişilerin onur, şeref ve saygınlığını kırıp kırmadığı yani hakaret suçu kapsamında olup olmadığıdır.
Beddua; “ Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış”anlamındadır. Bir başka ifade ile beddua içerisinde bir kişiye karşı söylenmesi durumunda küçük düşürücü unsur barındırmayan, bir kişinin içinde bulunduğu durumdan daha kötü duruma gelmesini istemedir.
Bu konu hakkında verilmiş olan Yargıtay kararlarında;
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/37501E., 2014/18744K., 27.05.2014 tarihli kararında “Sanığın, kızının yargılandığı ceza davasında mahkumiyetine karar verilmesi üzerine adliye koridorunda söylediği, "Allah belasını versin, nasıl böyle bir karar verir" şeklindeki ifadelerin, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri ve beddua niteliğinde olması nedeniyle, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi” bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/27357 E., 2014/3588 K., 05.02.2014 tarihli kararında “Sanığın kızı aleyhine icra takibi yapan avukatın kendilerinden fazla para aldığını düşünerek söylediği “aldığınız para kefen parası olsun, haram yiyorsunuz” biçimindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri ve beddua niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi”bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2013/4550 E. , 2014/19674 K, 02.06.2014 tarihli kararında “Sanığın, temyiz dilekçesi içeriğinde yer alan ve mağdur hâkime yönelik olarak yazdığı “siz siz olun sakın ola kimseyi ön yargıyla yargılamayın, kimseyi geçmişi ile yargılamayın. Neden biliyor musunuz? Çünkü sizden çıkmasa da çoluk çocuğunuzdan çıkar. .....Adaletin temeli çökmüş ... adaleti yanlış temsil eden sayın büyüklerim ... biz muz cumhuriyetinde mi yaşıyoruz ... Bu ülkede insanlık namına bir şey kalmamış, nedenini kendinizden örnek alın .... Siz Allah'ı bilmeyen tanrıya tapan ...” şeklindeki sözleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, nezaket sınırlarını aşan ağır eleştiri ve beddua niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi” bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/328E., 2014/386K., 16.09.2014 tarihli kararında “Hırsızlık suçundan hakkında soruşturma başlatılan ve tutuklanması talebiyle hakim önüne çıkartılan sanığın, kendisinin haksız bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini düşünerek bunun sorumlusu olarak gördüğü sorguyu yapan hakime yönelttiği “Allah belanı versin” şeklindeki ifade, beddua niteliğinde, nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici bir söz ise de, şikâyetçi hâkimin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Bu nedenle, yerel mahkemece sanığın beraatine hükmolunması gerektiği gözetilmeden, unsurları oluşmayan suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi isabetsizdir.”
Yukarıda gerçekleştirilen açıklamalar ve Yargıtay kararları ışığında gerek bir kişiye karşı beddua edilmesi hakaret suçu kapsamında değerlendirilmemektedir.